22 Eylül 2010 Çarşamba

Eski bir dosta...

Onların istediği bir şeyler vardı her defasında. Tam unuttu diyecekken önümüze saçtıkları, taze, sıcak yalanlar. Ancak konuşmalar sırasında anlamsız cümlelere tahammülü yoktu. Sanki balını kovanına getirirken önü kesilen arı gibi sokmaya çalışırdı sonra. Sorun neydi bilinmese de, bu kesinlikle benim hikâyem değildi. Dosttu bazısına göre, cana yakındı bir şeyleri ihmal edersek. Pek gürültülü yaşamı oldu, genç ömrüne değin. Pek çoğumuz dua ederdik bu sinirden arınsın diye. Bu kızgın algılayış yıpratıyordu hem onu hem bizi. Birkaç gün önce herkese veda etti, sakindi bembeyaz yüzüyle. Dostlar her şeyleri ihmal ederek uğurladı onu. Bu sefer içten gelen dokunuş gibi hissettim onu. Sanırım Mevla’m istemediğimiz bir şekilde kabul etti duamızı. Elim anlatacak bir şeyler yokladı bu sukut etmiş bakışı.

Allah rahmet eylesin arkadaşım…

Hiç yorum yok: