1 Eylül 2010 Çarşamba

Taradım saçlarımı rüzgara

Taradım saçlarımı rüzgara

Sana koşardı yıldızların arza ışıkları,

sen bilirdin parlamayı,

utkulu bir akşam üzeri

sen seslendirdin bu nağmeyi.


uzaklarından fasıl fasıl dökülen

duvarlar arasındaki ıslıklar.


Umunca tebessümü,

Kader misali sürterdi ardında,

Gelecek mi yok,

dert etme enginden beklemeyi ,

öğretmiştin can verdiğine ,

bildiğini.


zaman zaman kısaltarak hayallerimi ,

başka maratonlara katıldılar,

yıldızlarının altında duvar taşları sayardın

katılmazdın terli yürüyüşlere.


Fikirleri heybene koyup,

Efendi sözleri serçe kuşunda,

Uçurdun Tunceli özlerine .


Başka mekanın içinde,

başka sendeliklerin hicvine,

sığmamışsın,

sırrındaymışşın.


Damla damla düşerken çiğ taneleri,

Bende bildim bu sabah

Değil önceki gibi

Yarın,

Sırrının da gizi olmayacak.


Buruk bir gri buluta,

umuda dalgınlığı sarmaladımsa eğer,

Hevesimde kursağımın manası ,

Varlığımızın nedeniydi ,

Bizsizdi baharın.


Nedensizdi ayın yansıması,

Güftem ince sileri, do-ları

Katarak karanlığı siler,

Sensiz ,

ve elemsizce gayri…

Hiç yorum yok: